Haritaya Dön
Hain Belge · 15 Temmuz 2016

Darbecilerin TRT'de okuttuğu bildiri

Darbecilerin TRT'de zorla okuttuğu metin

Yayın

TRT 1 — Ana Stüdyo

Okuyan

Spiker Tijen Karaş

silah zoruyla

Hazırlayan

FETÖ/PDY mensupları

Sözde "Yurtta Sulh Konseyi"

Aşağıdaki metin, 15 Temmuz 2016 gecesi TRT 1'in ana stüdyosunu silah zoruyla işgal eden darbeci askerlerin, spiker Tijen Karaş'a okumaya zorladığı bildirinin tam metnidir. Metnin tarihî değeri büyüktür — çünkü FETÖ'cü darbecilerin Atatürk ismini, Cumhuriyet kavramını ve demokrasi söylemini nasıl tahrif ettiklerinin açık kayıtıdır. Aynı gece 00:24'te Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın CNN Türk'e FaceTime üzerinden bağlanarak yaptığı tarihî çağrı, bu bildiriyi tarihte “okunmamış” sayılan ilk darbe bildirisi olarak kayıtlara geçirmiştir.

Tam Metin

“Yurtta Sulh Konseyi” Bildirisi

Hain Belge

Sevgili seyirciler, bu metnin tüm Türkiye Cumhuriyeti kanallarında yayınlanması Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir emridir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin değerli vatandaşları,

Sistematik bir şekilde sürdürülen anayasa ve kanun ihlalleri devletin temel nitelikleri ve hayati kurumlarının varlığı açısından önemli bir tehdit haline gelmiş; Türk Silahlı Kuvvetleri de dahil olmak üzere devletin tüm kurumları ideolojik saiklerle dizayn edilmeye başlanmış ve dolayısıyla görevlerini yapamaz hale getirilmiştir.

Gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içerisinde olan cumhurbaşkanı ve hükümet yetkilileri tarafından temel hak ve hürriyetler zedelenmiş, kuvvetler ayrılığına dayalı laik ve demokratik hukuk düzeni fiilen ortadan kaldırılmıştır.

Devletimiz uluslararası ortamda hak ettiği itibarını yitirmiş ve evrensel temel insan haklarının göz ardı edildiği korkuya dayalı otokrasi ile yönetilen bir ülke haline getirilmiştir.

Siyasi idarenin aldığı hatalı kararlarla mücadeleden geri durduğu terör tırmanarak birçok masum vatandaşımızın ve teröristle mücadele eden güvenlik görevlilerimizin hayatına mal olmuştur. Bürokrasi içerisindeki yolsuzluk ve hırsızlık ciddi boyutlara ulaşmış, ülke sathında bununla mücadele edecek hukuk sistemi işlemez hale getirilmiştir.

Bu ahval ve şerait altında, Yüce Atatürk'ün önderliğinde milletimizin olağanüstü fedakarlıklarla kurduğu ve bugünlere getirdiği Cumhuriyetimizin koruyucusu olan Türk Silahlı Kuvvetleri, 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesinden hareketle:

  • Vatanın bölünmez bütünlüğünü, milletin ve devletin bekasını devam ettirmek,
  • Cumhuriyetimizin kazanımlarının karşı karşıya kaldığı tehlikeleri bertaraf etmek,
  • Hukuk devleti önündeki fiili engelleri ortadan kaldırmak,
  • Millî güvenlik tehdidi haline gelmiş olan yolsuzluğu engellemek,
  • Terörizm ve terörün her türlüsüyle etkin mücadele yolunu açmak,
  • Temel evrensel insan haklarını din, dil, ırk veya sair ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarımız için geçerli kılmak,
  • Laik, demokratik, sosyal ve hukuk devleti ilkesi üzerine oturan anayasal düzeni yeniden tesis etmek,
  • Devletimizin ve milletimizin kaybedilen uluslararası itibarını yeniden kazanmak,
  • Uluslararası ortamda barış, istikrar ve huzurun temini için daha güçlü bir ilişki ve işbirliğini tesis etmek

maksadıyla yönetime el koymuştur.

Devletin yönetimi, teşkil edilen Yurtta Sulh Konseyi tarafından deruhte edilecektir. Yurtta Sulh Konseyi, Birleşmiş Milletler, NATO ve diğer tüm uluslararası kuruluşlarla oluşturulmuş yükümlülükleri yerine getirecek her türlü tedbiri almıştır.

Meşruiyetini kaybetmiş siyasi iktidara görevden el çektirilmiş, vatana ihanet içerisinde bulunan tüm kişi ve kuruluşların en kısa zamanda ulusumuz adına hakkaniyet ve adaletle karar vermeye yetkili mahkemeler önünde hesap vermesi temin edilecektir.

Tüm yurtta sıkı yönetim ilan edilmiştir. İkinci bir duyuruya kadar sokağa çıkma yasağı uygulanacaktır. Vatandaşlarımızın kendi güvenlikleri için bu yasağa hassasiyetle uymaları önem arz etmektedir.

Hava alanları, sınır kapıları ve limanlardan yurt dışına çıkışlara yönelik ilave tedbirler getirilmiştir. Devlet düzeninin en kısa zamanda tesis ve idamesi için her türlü tedbir alınmış ve uygulanmaktadır.

Hiçbir vatandaşımızın zarar görmesine müsaade edilmeyecek, kamu düzeninin bozulmasına fırsat verilmeyecektir. Hiçbir ayrım yapılmaksızın tüm vatandaşlarımızın ifade özgürlüğü, mülkiyet hakkı, evrensel temel hak ve hürriyeti Yurtta Sulh Konseyinin teminatı altındadır.

Yurtta Sulh Konseyi, üniter devlet yapısı içinde dil, din, etnik köken ayrımı yapılmaksızın toplumun tüm kesimlerini kapsayacak bir anayasa hazırlanmasını en kısa zamanda sağlayacaktır.

Çağdaş, demokratik, sosyal, laik hukuk ilkelerine dayalı anayasal düzen tesis edilene kadar Yurtta Sulh Konseyi ulusumuz adına her türlü tedbiri alacaktır.

Tüm vatandaşlarımıza saygıyla duyurulur.

Yurtta Sulh Konseyi

Bu metin, Yeni Şafak YouTube arşivi (FZFW0pwQQ2M) aracılığıyla kayıt altına alınan video dökümünden temizlenmiş hâliyle sunulmuştur. Devletin resmî soruşturma dosyalarında ve mahkeme tutanaklarında yer almaktadır.

Sahte Söylem Analizi

Metnin ironisi

Bildirinin her satırı, FETÖ'cü darbecilerin Atatürk'ün Cumhuriyet'ini, laikliği, demokrasiyi ve hukuk devletini nasıl bir sahte söylem kalıbı içinde kullandığını gösterir. Aşağıda metnin kritik iddiaları ve gerçeklerle karşılaştırılması yer almaktadır.

Bildirinin İddiası

Yüce Atatürk'ün önderliğinde kurulan Cumhuriyet'in koruyucusu olduğunu iddia ediyor

Gerçek

FETÖ'cü darbeciler, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'in temel ilkesi olan millî iradeye silah çekerek bu iddiayı daha okunduğu anda yalanlamıştır. Atatürk'ün 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ilkesi, o gece silah zoruyla değil, milletin meydanlardaki direnişiyle korunmuştur.

Bildirinin İddiası

'Laik ve demokratik hukuk düzenini yeniden tesis etmek' iddiası

Gerçek

Bildiriyi hazırlayan ve okutmaya zorlayan yapı — FETÖ — laik ve demokratik düzenin temel kurumlarına (yargı, ordu, emniyet) yıllarca sızarak onları içeriden ele geçirmiş bir terör örgütüdür. Demokrasi söylemi, demokrasiyi yıkmak için kullanılan bir kılıftı.

Bildirinin İddiası

'Hiçbir vatandaşın zarar görmesine müsaade edilmeyecek' taahhüdü

Gerçek

Bildirinin okunmasından saatler sonra TBMM bombalandı; Boğaziçi Köprüsü'nde halka ateş açıldı; Polis Özel Harekât Binası'nda onlarca polis tek anda şehit oldu. Resmî kayıtlarda 251 şehit ve 2.193'ten fazla gazi, millet iradesini bu bildirinin önüne diktikleri için canlarını verdi.

Bildirinin İddiası

'Hakkaniyet ve adaletle karar vermeye yetkili mahkemeler' vaadi

Gerçek

Darbeciler ele geçirdikleri yargı kanalıyla hükümeti ve seçilmişleri yargılamayı planlıyordu — bu, Türkiye'nin yıllar boyunca uyarıldığı 'paralel devlet yapılanması'nın itirafıydı.

Bildirinin İddiası

'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesinin kullanılması

Gerçek

Atatürk'ün bu ilkesi, savaşa karşı barışın korunmasını anlatır. Bu sloganı, kendi milletine F-16 bombası atan, tanklarla halka çarpan, helikopterlerden taramayı emreden bir kalkışmanın gerekçesi olarak kullanmak, ilkenin doğrudan tahrifidir.

Bildirinin Sonu

Bildirinin Tarihi Sonu

TRT spikeri Tijen Karaş'a silah zoruyla okutulan bu bildiriyle darbeciler, kendi meşruiyetlerini dünyaya ilan ettiklerini sanıyorlardı. Ancak aynı gece, gece 00:24'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın CNN Türk'e FaceTime üzerinden bağlanarak yaptığı tarihî çağrı, bu bildirinin gerçek son cümlesini yazdı: Bu bildiri okunmamış sayılacak; halk, kendi iradesinin yegâne sahibidir.

« Milletimi meydanlara, havalimanlarına davet ediyorum. Bu küçük azınlığa karşı millet olarak gereken cevabı verelim. »

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan — 15 Temmuz 00:24, FaceTime

Yurtta Sulh Konseyi adlı yapı, ne hukuksal ne siyasal ne de askerî açıdan tanınmadı. Bildiriyi hazırladığı ve okunmasında rol aldığı tespit edilen subaylar, açılan kapsamlı davaların ardından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına çarptırıldı. Hain kalkışmanın simgesi olarak tarihe geçen bu metin, mahkeme tutanakları ve devletin resmî soruşturma kayıtlarında bir delil belgesi olarak yerini aldı.

Bildiri tam metni; T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı resmî arşivi, mahkeme tutanakları ve Yeni Şafak YouTube video transkriptiyle çapraz doğrulanmıştır. Sahte söylem analizi, bildirideki iddiaların 15 Temmuz gerçekleri ve FETÖ yapılanmasının niteliğiyle karşılaştırılmasına dayanır.